İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İSTİKAMET NEVŞEHİR


( Havaların soğukluğundan yaz günlerini özlediğim doğrudur. Bugün size önceden gitmiş olduğum Nevşehir’i anlatmak istedim. İyi okumalar… )

Üç yıl önce 23 Nisan tatilinde annem ve annemin arkadaşı Yeşim abla ile İncirli’den başlamıştı yolculuğumuz. İstikamet Nevşehir/ Kapadokya idi. Çok heyecanlıydım. Aslında biraz da korkuyordum. Neden mi? Çünkü otobüs ile gidiyorduk.  Ve İstanbul-Kapadokya arası otobüs ile on iki saatti. Aklımda bir sürü soru oluşmuştu. ” Acaba yol tutar mı? ” , ” Sıkılır mıyım? ” , ” O kadar uzun yol uykusuz mu kalırım? ” , ” Yoksa ilk defa bir otobüs yolculuğunda uyuyabilir miyim? ”… Neyse, diğer yolcuları da almaya gittiğimiz de gördüm ki otobüsün en küçük yolcusu benim.

On iki saat sonra artık Kapadokya’ya varmıştık. İlk önce otele gidip eşyalarımızı yerleştirdik. Sonra da gezmeye başladık.  İlk ziyaret yerlerimiz takı atölyesi, mermer atölyesi ve çömlek atölyesiydi. Çömlek atölyesinde sorulan sorulara doğru cevap veren kişiye bir çömlek armağan edilecekti. Maalesef sorulan sorulara doğru yanıt veremeden başkaları almıştı çömleği. Üzülmüştüm tabii. Sonra hemen yanımızda olan mermer atölyesine gittik. Gözümüzün önünde mermerden Kapadokya’yı temsil eden bir zeplin yapmak istemişlerdi. Gayet güzel olmuştu. Bunları yaptıran adam turdaki en küçük gezgin ben olduğumdan bu zeplini bana hediye etti. Çok sevinip teşekkür ettim. Takı atölyesinde de el emeği göz nuru, çeşit çeşit, hoş takılar vardı.

Takı atölyesinden çıktığımızda da geldik en aksiyon dolu yere… Şimdiki durağımız ” Yeraltı Şehri ”. Nevşehir’e onbeş kilometre mesafede, sekiz katlı bir yer.  Milattan önce insanların burada yaşadığı söyleniyor. Yeraltı şehri, ” Yeraltı Müzesi ” olarak da biliniyor. Sekiz katlı müzenin yalnızca dört katı ziyaretçilerine açık. Yeşim abla korktuğu için biz annemle beraber girdik. Dört katın yalnızca iki katını gezebildik. Çünkü çok basık gelmişti. Ayrıca nefes almak da gittikçe güçleşiyordu. Bir gün boyunca buraları gezdik. Diğer gün ise ilk durağımız ” Ihlara Vadisi ” oldu. Yüzlerce metre yüksekliğindeki kanyonların arasında oluşan Melendiz Çayı’na ve vadiye inmek için 394 merdiven bulunuyor. Vadiye inişimiz çok kolay oldu. İnsanların yorulma konusunda abarttığını düşündüm. Daha derinlere inince her yeri keşfetmeye çalıştıkça yeşiller arasındaki doğal güzelliklerin farkına varıyor insan. Vadiden çıkışımız da kolay olmadı.

İşte son durağımız ” Peri Bacaları ”.  En merak ettiğim ve beğendiğim yerlerden biri burası. Vadi yamaçlarından inen sel sularının ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla Peri Bacaları oluşmuştur.  Bazı efsaneler eskiden burada perilerin yaşadığını söylese de ben böyle efsanelere inanmıyorum.

Nevşehir gezimiz bu kadardı. Ama tabii ki de Nevşehir’e gidip bu kadar az yer gezmedik. Avanos, Göreme, Ürgüp, Soğanlı Vadisi, Aşıklar Vadisi gibi yerleri gezip görsem de ben size en beğendiğim yerleri anlatmak istedim. Bu arada balonlara erken saatte gitmek gerektiğinden binemedim. Dönüşte de Tuz Gölü, Hasan Dağı gibi yerleri gördüm. Yalnızca gezmek için gittiğim yer en sevdiğim yerler listesine girebilmişti. Herkesin Nevşehir’e gitmesini öneririm.

Elanur ÖZ

Bir yorum

  1. Başak Başak 5 Mart 2018

    Canım kuzum benim kalemine sağlıkkkk😘😘😘

Başak için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir