İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

HER ŞEYİN BAŞI EĞİTİM

Kızımın en sevdiğim hali uyurken büründüğü melek duruşu. Nasıl da masum, nasıl da duru… Uyandığında boncuk boncuk bakışı, arkadaşlarıyla sohbet ederkenki çocuk tavırları, olaylar karşısındaki duruşu… Kâh eğlenceli, kâh sakin ama her daim sevimli ve masum. “Melek” diye severim tüm çocukları, çünkü bana yaşattıkları his;

tüm kötülüklerden habersiz, kirli dünyanın temiz kalpleri…

Her doğum; içimde geleceğe dair bir umut, bir güzellik barındırma isteği yeşertiyor. Ama görüyorum ki benim gibi düşünmeyen , o masum bedenleri şehvet objesi olarak gören, insan olarak doğmuş fakat hayatın ilerleyen aşamalarında insan ve hayvandan çok daha aşağılık olmuş mahlukatlar var çevremizde….

Bir yanda vatan sevdasına tüm hayatını geride bırakıp, evlatlarını, ailelerini millete emanet edip düşmana kafa tutan yiğitler, bir yanda uçkur sevdasına masum bedenlerde döllerini akıtan ne idiği belirsizler. Bir yanda meleğinin teni tahriş olmasın diye giydireceği her kıyafetin iç etiketini kesenler, bir yanda birkaç dakikalık zevk için o her şeyden imtina edilen bedene ve ruhuna kapanmaz yaralar bırakmakta hiç sakınca görmeyen insan azmanları…

Bitmek tükenmek bilmeyen kadına şiddet ve kadın cinayetleri nefesimizi kesmeye devam ederken, minicik bedenlere yapılanların sadece taciz olarak ifade edilip hala ilgili kanun maddelerinin ağırlaştırılmamış olması, cana kıyanın tutukevlerinde yıllarca beslenerek yaşamlarına devam ediyor olması çok vahim.

Nasıl bir toplum olduk, insan olabilmenin anlamını ne zaman unuttuk? Ne zaman belleklerimizde birkaç gün tepki gösterip hayatın akışına kapılacak bir doğallıkla karşılanmaya başlandı bu kadar ağır olaylar?

Peki ne yapılabilir?

Aslında son nokta bu suçları işleyenlerin idamını istemek. Oysa her birey öncelikle bilinçli bir ailede büyüme imkanına sahip olsa, birey olarak değerli olduğunu ve diğer bireylere de saygılı davranması gerektiği öğretilse her şey eminim ki daha kolay düzene girer. Bireyin kendi psikolojisi bozukken, kişisel gelişimini tamamlayamamış ve kendisini tanıyamamışken çocuk sahibi oluyorsa sağlıklı bir nesil yetiştirmesinin mümkün olabileceğini nasıl düşünebiliriz?

Gündüz kuşağında yer alan gayri ahlaki diziler ve anlamsız programlar yerine genellikle gece kuşağında yer bulabilen insani programlar getirilse, ev hanımları evlilik programlarını, anlamsız dizileri, falancanın karısını, kızını, çocuğunu tartışmak yerine;

 “Bugün de şöyle bir proje ile nasıl da destek olundu destek bekleyenlere, biz bu işin neresinde olabiliriz” gibi cümleler kurmaya başlayabilse.

 “Bak gördün mü aslında çocuğuma şu kelimelerle hitap ederken hatalıymışım, aslında uzmanın da dediği gibi şu şekilde yaklaşsam daha kolay çözüme ulaşabilirmişim”,

“Yıllarca kullandığım bu sözü meğer ne kadar da anlamsız bir yerde kullanıyormuşum, en azından bundan sonra daha dikkatli olabilirim” ,

“Ev hanımı iken ek işler yapılabilirmiş. Duydunuz mu meğer falanca kurumun bizim için şöyle hizmetleri varmış” şeklinde ifadelere yer verilebilse….

Ailelerin birbirleriyle geçireceği kaliteli her dakikanın ne kadar önemli olduğuna ışık tutan programlar çoğaltılsa, 14 yaşında sosyal mecra üzerinden tanıştığı adamla kaçan kızının ardından “Sana her şeyi verdik, hiçbir şeyine karışmadık, ne istedin?” diye soran anne babaların ardından canlı yayına bağlanıp “ Her şeyi verdiniz ama beni sevdiğinizi en son bana ne zaman söyleyip ne zaman saçımı okşadınız” diyen çocukların sevgi açlığını fazlasıyla hissettiren cümleleriyle allak bullak olma süreçlerimiz azalacaktır.

Her şeyin başı eğitim ise eğer acilen anlamsız yayınların kaldırılarak toplumsal bilinç arttıran programlara yer verilmeli. Kişiler evlenme sürecine girdiğinde nasıl birtakım tahliller yapılıyorsa anne baba olma sanatı kendilerine anlatılmalı, hatta gebelik sürecine giren bireylerin bilinçlendirilmesine yönelik eğitimlere yönlendirilmeli çiftler.

Bu konu fazlasıyla uzun, ama hepimizin anlaması gereken en önemli şey aklı başında bireyler yetiştirebilmek için öncelikle kendimizin söylemlerimizin ve yaptıklarımızın birbirini tutması şart. Çünkü genelde söylemler ve tavırlar birbiriyle çelişiyor. Çocuklarının mükemmel olmasını isteyen anne babalar önce kendinize dönün ve bakın bakalım ne kadar kusursuzsunuz ve o çocuğa ne kadar örnek olabiliyorsunuz? Tabii bir de kendisini kusursuz gören, oysa fazlasıyla kusuru bulunan anne babaların birçok yanlışı olan çocuğunun yanlışını görmezden gelip “Diğer çocuklar yapar ama benim çocuğum asla” düşüncesinin de en az sürekli çocuğunu yeren ve eksik olduğunu düşünen ebeveynler kadar zararlı olduğunu unutmamakta yarar var.

 

Emel Acar

Bir yorum

  1. Celal Korkut Celal Korkut 20 Şubat 2018

    Emel hanım elinize, kaleminize sağlık.
    Duygularınızı öyle güzel öyle duru anlatmışsınız ki…
    Herkes böyle düşünce bu dünyada kötülük kalmayacak, kendine güvenen, ayakları üstünde durmayı bilen, başarılı gençler yetişecek.
    Umarım dilekleriniz yerini bulur.
    Sevgiyle kalın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir